İTHALATTA KAYNAK KULLANIMI DESTEKLEME FONU (KKDF): UYGULAMA, RİSKLER VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bir dış ticaret firmasının en nihai amacı düşük maliyetle girdi sağlayabilmek ve satışa konu eşyasına da ihraç pazarında yer bulup karını yükseltmektir. Günümüzün ekonomik şartlarında özellikle girdisi ithalata dayanan firmaların ithalat süreçlerinin en düşük maliyetle yönetebilmesi pazardaki yerini koruyabilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu nedenle, ithalat süreçlerinde ilave maliyet doğurmayacak, istenmeyen fazla ödemelere sebebiyet vermeyecek şekilde yurtdışından malın fabrika deposuna getirilmesine odaklanmak ve bu süreçlerdeki ayrıntıları anlamak, işletmelerin başarıları ve rekabet avantajları için kritik önem taşımaktadır. Bu ayki konumuzda, ithalat yapan firmaların dikkat etmesi gereken önemli bir maliyet kalemi olan Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF) üzerinde duracağız.
Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu (KKDF), hem gerçek kişilerin hem de tüzel kişilerin kullandığı krediler ve vadeli yapılan ithalat işlemlerinden alınan bir fon olup, aynı zamanda ihracatı teşvik etme ve yatırımları destekleme amacıyla kurulan fonlardan biridir. Fonun uygulamasına ilişkin temel açıklamalar,
88/12944 Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında Karar ve 88/12944 sayılı Kararnameye İlişkin Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu Hakkında 6 Sıra No.lu Tebliğ’de yapılmıştır. Amacı, kalkınma planı ve yıllık programlarda belirlenen hedeflere uygun olarak yatırımların yönlendirilmesini sağlamak ve ihtisas kredilerinin maliyetlerini düşürmektir.
Fon’un kaynakları, bankalar tarafından sağlanan krediler, finansman şirketlerince sağlanan krediler, yurt dışından sağlanan krediler ve diğer kaynaklardan oluşur. Bu kaynaklar, fonun amacına ulaşmak ve yatırımları desteklemek için kullanılır. Özellikle, ithalat işlemlerinde vadeli ödeme şekillerini kullanan firmalar açısından önemle ele alınması gereken bir konudur. Örneğin, kabul kredili, vadeli akreditif ve mal mukabili ödeme yöntemlerinin ithalatta kullanılması durumunda ilgili kararnameye göre mal bedelinin %6 oranında ithalatta fon kesintisi yapılmaktadır. Bununla birlikte, peşin ödeme şeklinde yapılan ithalat işlemlerinde ise fon kesintisi uygulanmamaktadır. İlgili ithalata ilişkin mal bedelinin beyannamenin tescil edilmesinden önce yurtdışındaki ihracatçı firmanın banka hesabına ödenmesi ve bunun da Transfer Bildirim Formu/ID numarası ile tevsik edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, fon kesintisi politikaları her ürün ve sektör için aynı şekilde uygulanmamaktadır. Özellikle hammadde olarak kullanılan girdilerde genellikle fon kesintisi alınmazken, ara mamul veya bitmiş ürün ithalatlarında fon kesintisi yapılmaktadır.
Aşağıda birkaç özel durum açısından KKDF’nin durumunu derlemeye çalıştık, benzer durumla karşılaşan firmaların ceza riski ile karşılaşmaması adına konuyu detaylı değerlendirmek üzere alanında uzman avukatlara danışmasında fayda vardır.
1. İhracatçıdan Farklı Bir Firmaya Ödeme Yapılması:
İthalat bedelleri ve ödemesine ilişkin 2020/1 sayılı genelgede ithalatın bedelinin nasıl ödeneceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır ancak burada ithalat bedelinin kime ödeneceğine ya da ihracatçıdan başka firmaya ödenemeyeceğine dair bir düzenleme yer almamaktadır. KKDF Kararına baktığımızda da keza ithalat bedelinin sadece vadeli ödenmesinden KKDF’nin doğacağı düzenlenmiştir. Ancak, KKDF’nin patronu olan Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) çeşitli özelgelerine baktığımızda istikrarlı olarak mal bedelinin ‘ihracatçının yurtdışında açılmış hesabına transfer edilmesi’ gerektiği belirtilmiştir. Gümrük beyannamesinin tescil tarihinden önce dahi ihracatçı firmadan başka bir firmaya ödeme yapılmasını KKDF konusu olarak değerlendirmiştir. Dolayısıyla, aslında KKDF doğmaması için hem mal bedelinin peşin ödenmesi ve buna ilave olarak mutlaka ihracat faturasını düzenleyen firmanın yurtdışı hesabına ödeme yapılması gerekmektir. Uygulamada, bazı ihracatçı firmalar mal bedelinin kendilerinin göstereceği bir 3.firmaya ödenmesini talep edebilmekteler, bu durum da ilgili GİB özelgelerine istinaden KKDF riskine dikkat edilmesinde fayda vardır.
2. Grup Firmalarının Hazine Firmalarına Ödeme Yapılması
Yine uygulamada sıklıkla karşılaştığımız bir durum da özellikle global firmalarda bir ülkede hazine firması kurulması ve tüm ithalat ödemelerinin bu hazine firmaya yapılmasıdır. Örneğin, grubun X ülkesindeki firmasından ithalat yapılması ve mal bedelinin ise yine grubun Y ülkesindeki firmasına ödenmesi gibi. GİB konuyla ilgili özelgelerinde de durum değerlendirilmiş ve grup firmasına yapılan ödemelerde KKDF’yi biraz esnetiyor gibi gözükse de daha zor şartlara bağlamış diyebiliriz. Burada ödemenin ihracatçı firmadan başka bir firmaya ödenmesini kabul etmekte ancak ilave olarak mal bedelinin ithalat beyannamesinin tescil tarihinden önce Y ülkesindeki grup firmasına ödenmesi, Y grup firmasının da ilgili mal bedelini yine TR’deki beyanname tescil tarihinden önce X ülkesindeki gerçek ihracatçıya göndermesidir.
3. Üretici-Tedarikçilere Yapılan Ödemeler
Yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere KKDF’de ana kural ihracatçı firmanın yurtdışı hesabına ödeme yapılmasıdır. Ancak ekonomik hayatın gerekleri bu kurala istisnalar getirmeyi de gerektirmiştir. GİB’in 70903105- 165.01.02[30]-100883 sayılı özelgesine göre, ihracatı yapan firmanın üretiminde tedarik ettiği girdilerin aksamaması ve zamanında TR’ye ihracatın gerçekleştirilebilmesini teminen üretici(ihracatçı) firmanın tedarikçilerine ödeme yapılmasında bunun yine TR’deki ithalat beyannamesinin tescil edilmesinden önce yapılması durumunda KKDF doğmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla, bu durumda üretici(ihracatçı) firmanın gösterdiği tedarikçisine ödeme yapılabilir.
4. Credit Note ve KKDF
Ticari hayatın doğal akışında ithal edilen eşyaların bazen istenen özellikte, kalitede olmaması durumları yaşanabilmektedir. Bu durumlarda, ihracatı gerçekleştiren firma TR’deki ithalatçı firmaya bir sonraki sevkiyatında kullanabilmek üzere credit note düzenlemektedir. Bu durumda ilk yapılan ithalatta mal bedelinin tamamı ödenmesine rağmen aslında mal bedelinde bir indirim söz konusu olmakta, fazla ödeme yapılmış olmakta ve ikinci sevkiyatta ise daha az ödeme yapılmakta, credit note kullanılmaktadır. İşte bu durumda, gümrük idaresinin tutumu ikinci sevkiyatta credit note nedeniyle mal bedelinin eksik transfer edildiği gerekçesiyle eksik kalan kısım için KKDF kesintisi yapılmasıdır. Ancak, konu Danıştay’a taşınmış ve Danıştay’ın bu konudaki görüşü ise aslında ikinci sevkiyata ilişkin mal bedelinin çok daha önce transfer edilmiş olduğu, peşin ödeme olduğu ve bu nedenle KKDF kesintisi olmaması gerektiği yönündedir.
5. Royalti ve KKDF
Son zamanlarda gümrük müfettişlerinin üzerinde durdukları bir diğer konu da royalti ve lisans bedellerine ilişkin ödemelerin geç yapılmasının KKDF’ye tabi olup olmamasıdır. Bilindiği üzere, royalti ve lisans faturaları genellikle ilgili oldukları ithalattan sonra gelmektedir. Bu durumda, royalti lisans faturasının muhasebe kayıtlarına intikal ettirildiği ayı takip eden ayın yirmi altıncı günü akşamına ödemesinin yapılması ve gümrük kıymetine eklenmesi ve vergilerinin ödenmesi için de gümrük idaresine tamamlayıcı beyan verilmesi gerekmektedir. Bazen firmalar, royalti faturasını muhasebe kayıtlarına almakta, tamamlayıcı beyanını vermekte ancak royalti lisans bedelini takip eden ayın 26’sından sonra ödeyebilmektedir.
Müfettişlerinin tutumu bu bedellerin geç ödenmesinden dolayı KKDF’ye tabi olması yönündedir ve bu şekilde ceza kararları da firmalarımıza gelmektedir. Ancak, bizim görüşümüz, KKDF’yi doğuran olay ithalat bedelinin peşin ödenmemesidir, sonradan ödenen royalti, hasılattan pay verme, kalıp bedeli, çizim, tasarım bedelleri gibi ödemeler ithalat bedeli değil, gümrük kıymetine eklenmesi gereken giderlerdir. Dolayısıyla, KKDF’nin mal bedelinin vadeli ödenmesinden kaynaklandığı dolayısıyla geç ödenen royalti bedeline KKDF kesintisi yapılmaması gerektiği yönündedir.
Sonuç olarak, gümrükte ithalat yapan firmalar için KKDF önemli ve hassas bir konudur. Mal bedelinin %6’sı olarak hesaplanması da oldukça yüksek bir ithalat maliyeti oluşturmaktadır. Yukarıda bazı sıklıkla karşılaşılan durumları derlemeye çalıştık. Ancak, her bir firma özelinde her bir işlem özelinde KKDF’nin detaylı değerlendirilmesi ve bu gri karışık mevzuat karşısındaki durumun tespit edilmesi ve buna göre aksiyon alınması oldukça önemlidir.
Av. Ecem Nur ÖZTÜRK